Siyaseti bırakan Davutoğlu'nun peşini bırakmayan sorular
Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni feshedip aktif siyaseti bırakmasının ardından gazeteci Barış Pehlivan eski dosyaları açan 10 soru yöneltti.
Gelecek Partisi’nin feshedildiğini duyuran ve aktif siyaset hayatını sonlandıran Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yayımladığı 4 sayfalık veda bildirisinde "Yarının Türkiye'si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.
Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bu açıklama üzerine kaleme aldığı köşesinde, Davutoğlu’nun siyasi geçmişine ilişkin yanıtlamadığı 10 soruyu kaleme aldı. Davutoğlu’nun "Yarının Türkiye'si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerine dikkat çeken Pehlivan, eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na şu soruları yöneltti:
1- 2011’de başlayan Suriye krizinde, Türkiye sınırlarının kontrolsüz şekilde geçişe açılması ve radikal unsurların bölgede alan kazanmasında dönemin dışişleri bakanı olarak sorumluluk alıp bir özeleştiri yapıyor musunuz?
2- “Sıfır sorun” doktrininiz sizin döneminizde komşularla en gergin dönemlerden birine dönüştü. Sizce nerede yanıldınız?
3- Beş yıl boyunca bakanlık yaptığınız Dışişleri kadrolarında Fethullahçıların örgütlenmesine neden izin verdiniz? Kendi isteğinizle mi bir talimatla mı bu yapılanmaya göz yumdunuz?
4- 2013’te Başbakan Erdoğan’ın talebiyle Pensilvanya’da Fethullah Gülen ile görüştünüz. O görüşmeye hangi mesajlarla gönderildiniz, orada Gülen’e ve döndüğünüzde Erdoğan’a neler dediniz, neler duydunuz?
5- Haziran 2015 seçimleri sonrasındaki koalisyon görüşmelerinde neler konuşuldu ve o yaz Türkiye’de aslında ne yaşandı? “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birileri insan yüzüne çıkamaz” cümlesiyle tam olarak neyi kastediyordunuz? O döneme ait bilip de kamuoyundan sakladığınız somut olaylar nelerdir?
6- Başbakanlıktan istifanıza dair “Pelikan dosyası diye bir şey çıktı. Peki kim bunu çıkarttı, belli değil. Ben biliyorum da toplum bilmiyor” dediniz. Sizi istifaya zorlayanların “çete” olduğunu dahi söylediniz. Toplumun bilmediğini belirttiğiniz bu “çete” kimlerden oluşuyor?
7- AKP içindeyken sessiz kaldığınız, ayrıldıktan sonra eleştirmeye başladığınız kararlar oldu mu?
8- 2010 referandumunda Dışişleri bakanı olarak hükümetin bir parçasıydınız ve HSYK’yi yeniden yapılandıran, o dönem “ileri demokrasi” diye savunulan değişikliği desteklediniz. Bugün geldiğimiz noktada bu kurulun yapısı, yargı bağımsızlığı tartışmalarının tam merkezinde. O günden bugüne değişen bir görüşünüz var mı?
9- 2023 seçimlerinde CHP listelerinden giren Gelecek Partisi’nin aldığı milletvekili sayısı toplumsal karşılığınızla orantılı mıydı?
10- Dört sayfalık bir bildiriyle Gelecek Partisi’ni feshettiğinizi duyurdunuz. Türkiye’nin mevcut sorunlarına dair eleştirilerinizi de açıkladığınız o bildiride, bir kez bile Recep Tayyip Erdoğan’ın adını anmadınız. Parti siyasetinden çekilmenize neden olarak öne sürdüğünüz sorunlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorumluluğunun olduğunu düşünmüyor musunuz? Neden ismini açıkça yazmaktan imtina ettiniz?
Yorumlar