WhatsApp

Çin otomobil sektöründe resmen gaza bastı.

Yayınlanma Tarihi :

 

Hem de öyle böyle değil…

Temmuz ayında Çin’in otomobil ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre tam yüzde 88 arttı.

Yurt dışına gönderilen araç sayısı 918 bine ulaştı.

Şaka değil…

Çin artık ürettiği her 100 otomobilin 41’ini dünya pazarlarına gönderiyor.

Geçen yıl bu oran yalnızca yüzde 21’di.

Yani Çin otomotiv sektörünün ihracat oranı bir yılda neredeyse ikiye katlandı.

Bu rakamlar bize çok açık bir şey söylüyor:

Çin artık yalnızca dünyanın üretim üssü değil…

Küresel otomobil pazarının en güçlü oyuncularından biri.

Bir dönem Çin otomobilleri için;

“Ucuz ama kalitesiz…”

“Teknolojisi yetersiz…”

“Avrupalı markalarla rekabet edemez…”

deniliyordu.

Bugün geldiğimiz noktada ise Çinli üreticiler elektrikli otomobilden bataryaya, yazılımdan otonom sürüş teknolojilerine kadar birçok alanda yarışın ön sıralarına yerleşti.

Üstelik bunu birkaç markayla değil, devasa bir üretim ekosistemiyle yapıyorlar.

Listenin başında BYD var.

BYD yalnızca temmuz ayında 173 bin 721 araç ihraç etti.

Bu rakam, ikinci sıradaki Chery’nin ihracatının iki katından fazla.

Şirketin toplam satışları ise yüzde 22 artarak yaklaşık 420 bin adede ulaştı.

Anlayacağınız BYD artık yalnızca Çin’in değil, dünyanın en önemli otomobil üreticilerinden biri hâline geldi.

Bitti mi?

Bitmedi…

Tesla da Şanghay’daki fabrikasından bir ayda 66 bin 330 araç ihraç etti.

Stellantis’in ortak olduğu Leapmotor’un aylık satış hacmi ise 100 bin adedi aştı.

Arkadan Chery geliyor…

Geely geliyor…

SAIC geliyor…

Leapmotor geliyor…

Yani karşımızda tek bir şirketin yakaladığı geçici bir başarı yok.

Çin’in tamamına yayılan büyük bir otomotiv hamlesi var.

Peki, Çin bunu nasıl başardı?

Öncelikle üretim ölçeğini büyüttü.

Dev fabrikalar kurdu.

Batarya teknolojilerine milyarlarca dolar yatırdı.

Tedarik zincirinin büyük bölümünü kendi ülkesinde oluşturdu.

Elektrikli otomobilin en pahalı parçalarından biri olan bataryada ciddi bir maliyet avantajı yakaladı.

Ardından teknoloji, yazılım ve tasarım yatırımlarını artırdı.

Sonuçta Çinli markalar yalnızca ucuz otomobil üretmekten çıktı…

Uygun fiyatla yüksek teknolojiyi aynı araçta buluşturmaya başladı.

İhracattaki yüzde 88’lik artış da bu dönüşümün sonucu.

Çinli üreticiler artık Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya kadar dünyanın hemen her bölgesinde daha fazla araç satıyor.

Yeni distribütörlük ağları kuruyorlar.

Limanlara yatırım yapıyorlar.

Taşıma filolarını büyütüyorlar.

Bazı ülkelerde doğrudan fabrika kurarak pazarlara yerleşiyorlar.

Yani Çin otomobil göndermekle yetinmiyor…

Gittiği ülkede kalıcı olmaya hazırlanıyor.

Bu gelişme tüketici açısından önemli bir fırsat.

Rekabet arttıkça fiyatlar düşebilir.

Markalar daha fazla donanımı daha uygun fiyatla sunmak zorunda kalabilir.

Elektrikli otomobillere erişim kolaylaşabilir.

Avrupalı, Japon ve Güney Koreli üreticiler de Çinli markalar karşısında teknoloji ve fiyat politikalarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir.

Fakat Türkiye açısından bakıldığında mesele yalnızca daha uygun fiyatlı otomobile ulaşmak değil.

Asıl mesele şu:

Çin fabrika kuruyor, biz faiz ödüyoruz.

Türkiye’nin yılların birikimine sahip güçlü bir otomotiv ve yan sanayi altyapısı var.

Ancak bu altyapıyı batarya, yazılım, yapay zekâ ve enerji depolama teknolojileriyle geliştiremezsek otomotiv sektöründeki avantajımızı kaybedebiliriz.

Çünkü otomobil artık yalnızca motor, kaporta ve dört tekerlekten ibaret değil.

Yeni yarışın merkezinde batarya var.

Yazılım var.

Yapay zekâ var.

Otonom sürüş var.

Enerji depolama sistemleri var.

Çin bütün bu alanlara yatırım yaparken biz ne yapıyoruz?

37 milyar dolar faiz ödüyoruz!

Bu parayla kaç otomobil fabrikası kurulurdu?

Kaç batarya tesisi açılırdı?

Kaç teknoloji şirketi desteklenirdi?

Kaç mühendis yetiştirilirdi?

Kaç yerli marka dünya pazarına çıkarılırdı?

Hesabını siz yapın…

Ama biz üretime, teknolojiye ve sanayiye kaynak aktarmak yerine faize para yetiştiriyoruz.

Sanayici yatırım yapmak istediğinde yüksek faiz istiyoruz.

Üretici makine alamıyor.

Yeni fabrika yatırımları erteleniyor.

Teknoloji geliştirmek isteyen şirketler kaynak bulamıyor.

Genç mühendisler ülkeyi terk ediyor.

Ardından dönüp;

“Çin otomobilleri neden bu kadar hızlı büyüyor?”

diye soruyoruz.

Çünkü Çin kaynaklarını fabrikaya, bataryaya, yazılıma ve ihracata yönlendiriyor.

Biz ise üretimsizliğin üzerini ilave vergilerle örtmeye çalışıyoruz.

Çin otomobillerine vergi koyarak bir süre zaman kazanabilirsiniz.

Ancak teknoloji açığını vergiyle kapatamazsınız.

Vergi yeni bir marka oluşturmaz.

Batarya teknolojisi geliştirmez.

Fabrika kurmaz.

İhracatı artırmaz.

Üretimsizliğin üzerini gümrük vergisiyle örtemezsiniz.

İşin özeti şu:

Çin yalnızca temmuz ayında 918 bin otomobil ihraç etti.

Türkiye ise yedi ayda yaklaşık 37 milyar doları faize ödedi.

Onlar fabrikaya yatırım yaptı…

Biz faize…

Onlar dünya yollarını kendi otomobilleriyle doldurdu…

Biz onların otomobillerine hangi vergiyi koyacağımızı tartıştık.

Çin otomobil ihraç ediyor…

Biz ise geleceğimizi faiz olarak ödüyoruz.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar